Boğaziçi; avrupa ile asya’yı birbirinden ayıran, bir imparatorluğun doğuşuna-batışına tanıklık etmiş, birçok romana, şiire, resme ilham kaynağı olmuş dünyanın en güzel su yollarından biridir.
Boğaziçi’nde yaşam 1699 yılında Anadoluhisarı’nda Köprülü Amcazade Hüseyin Paşa yalısının yapılmasıyla başlamıştır. Bu tarihten sonra yüzyıllar boyunca yazlık olarak kullanılan bu mekanlar, 1974 yılında Boğaziçi Köprüsü’nün yapılmasıyla yaz-kış kullanılır hale gelmiştir. Bu yapıların dışında sarayın hizmetkarlarının yaşadığı, balıkçı köyü olarak bilinen boğaz köyleri de köprünün yapılmasından sonra rağbet görmeye başlamış ve el değiştirmelere konu olmuştur.
Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda; Sümerbank Ayakkabı Fabrikası, Paşabahçe Cam Fabrikası, Tekel İçki Fabrikası ve Kuruçeşme Kömür Tevzi Depoları gibi büyük işletmelerin deniz yolunun daha iyi kullanılması düşüncesi ile bu bölgeye kurulması, beraberinde göç ve gecekondulaşmayı da getirmiştir. Bölgede münferid birkaç tane planlama çalışması yapılmış ve bu çalışmalar da şehirciliğin yüzakı olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Bu çalışmalara Bebek’te Ayşe Sultan Korusu, Arifi Paşa Korusu, Beylerbeyi’nde Mısırlı Fatma Sultan Korusu’nu örnek verebiliriz. Buralarda parsel büyüklükleri, komşu çekme mesafeleri, yollar, inşaatlar vb. çalışmalar hep kontrol altında ünlü mimarların vizyonu ve imzalarıyla gerçekleştirilmiştir.
Bölgede 1983 yılında hazırlanan 2960 sayılı Boğaziçi İmar Yasası iyi niyetle ve koruma düşüncesi ile düzenlenmiş olmasına rağmen bugünkü ihtiyaçları karşılayamamakta ve bölgenin özgül ağırlığını yükseltecek çalışmalara engel teşkil etmektedir. Bugün Çengelköy’ün sırtlarında 68.000 m2 tarlanın üzerinde, 250 / 68.000 hisseye sahip 100 m2 oturumlu, 200 m2 kullanım alanlı, mükemmel deniz manzaralı gecekondu ile bir planlama yapıldıktan sonra 1000 m2 arsa üzerinde %20 TAKS H: 6.50 bir villanın yapılmasının arasındaki değer farkını şüphesiz tahmin edebilirsiniz.